BUGÜNÜ KUTLAYALIM… AMA “ ANNE” DİYEMEYEN  ÇOCUKLARI  İNCİTMEDEN

Yayınlama: 16.05.2026
20
A+
A-
HAYATTIN LABİRENTİNDE Sanat, Felsefe, Edebiyat, Kültür ve Yaşam. Yazar, Şair, Ressam, Yaşam Koçu

Çünkü bazı çocukların sessizliği bugün çok daha derindir; biraz empati yeter.

Her yerde “anne” diye başlayan cümleler yükselirken, bugün sessizliğe gömülen diller, içinde saklanan acı özlemler, gizlenen gözyaşları, avunamayan duygular ve o sessizliğin ortasında büyüyen minik yürekler de vardır.

Ve içimden geçen şu ki; bugün yalnızca bir kutlama değil, kimsenin kalbini kırmadan aynı dünyayı paylaşmayı öğrenme günüdür. Çünkü bazı çocuklar için “anne” kelimesi, yaşanmamış ya da yarım kalmış bir hikâyenin içinde büyüyen, hiçbir zaman dolmayacak ve yerine başka hiçbir şeyin konamayacağı derin bir boşluktur. Bunu en çok, onu yaşayanlar bilir.

Bu nedenle kutlamalarımız biraz daha sakin, biraz daha masum ve sessiz olmalıdır. Abartıya kaçmadan, telafisi olmayan duygulara daha fazla yük bindirmeden… Bugün, birilerinin içten içe verdiği sessiz bir sınavken, bir başkasının gösterişli bir şovuna dönüşmemelidir.

Bugün en çok empati kurmamız gereken günlerden biridir. Çünkü herkesin hikâyesi farklıdır. Eğer bu hikâye anne eksikliğinin sızısına dayanıyorsa, hele bir de minik yürekler söz konusuysa, işte o zaman en insani duygularımızdan biri olan empatiyi en derinden hissetmeliyiz.

ANNESİZLİĞİ VE GÖRÜNMEYEN HİKÂYELERİ DUYMAK

Annelerin anneliğini hatırlamak için elbette bir gün yetmez; bu, bir ömre sığmayacak kadar derin bir değerdir. Ancak bu gün, sembolik olarak hatırlamaya vesile olan özel bir gündür. Hayat ise başlı başına bir sınavdır; kimi zaman hafif, kimi zaman ağır geçen bir yolculuk.

Bu yolculukta annesizlik, anneliği hiç tadamamış olmak ya da “anne” diyememenin ağırlığını taşımak gibi çok daha zor sınavlar da vardır. Yetişkinler bile bu duygularla baş etmekte zorlanırken, küçük yüreklerin bunu taşıması çok daha ağır, çok daha derin bir acıdır.

İşte bu yüzden ebeveynlerin görevi yalnızca çocuklarını büyütmek değildir; onlara empatiyi öğretmek, başkalarının duygularını fark edebilmelerini sağlamak ve çevrelerindeki insanları düşünmeyi anlatmak da gerekir. Böylece hem kendi çocuklarını daha bilinçli yetiştirirler hem de farkında olmadan kırılabilecek başka kalpleri de gözetmiş olurlar.

Çünkü insan olmanın en önemli vazifelerinden biri, yalnızca kendi mutluluğunu değil, başkalarının sessizliğini de duyabilmektir.

ÇOCUKLARIN GÖZÜNDEN BİR ANNELER GÜNÜ

Çocukların gözünden bakıldığında Anneler Günü, bir tarih olmaktan çıkar; bir duygunun içe yerleştiği, sessizce büyüdüğü bir anıya dönüşür. Çocuklar dünyayı çoğu zaman büyüklerin sandığından daha sade ama çok daha gerçek bir yerden görür. Onlar için bazı kelimeler süslü anlamlar taşımaz; doğrudan kalbe dokunur. “Anne” kelimesi de bunlardan biridir. Kimi çocuk için güvenin adı olur, kimi için koşup sarılmanın en doğal hali… kimi çocuk için ise yalnızca içinde büyüyen sessiz bir özlemdir.

Çünkü çocukluk sadece oyunlardan ibaret değildir; aynı zamanda duyguların en saf ama en derin yaşandığı dönemdir. Bu yüzden Anneler Günü, herkes için aynı anlamı taşımaz; kimileri için sevinç, kimileri için eksikliğin en görünür olduğu bir gündür.

DUYGULARA DOKUNAN BİR GÜN

Bugün en çok ihtiyacımız olan şey, kimseyi incitmeden aynı duyguda buluşabilmektir. Her kutlama, bir başkasının sessizliğini unutturmamalıdır. İnsan olmanın en gerçek tarafı, herkesin aynı duyguyu aynı şekilde yaşamadığını görebilmektir. Bir günü güzelleştirirken bir kalbi gölgede bırakmamak gerekir. Çünkü asıl kutlama, kimsenin kalbinde eksiklik bırakmamaktır. Ve belki de en önemlisi, görünmeyen çocukları da görebilmektir.

Tüm annelerin Anneler Günü’nü içtenlikle kutluyorum. Aynı zamanda her çocuğun bu duyguyu doya doya yaşayabildiği, güzel anılar biriktirebildiği bir hayat diliyorum; daha anlayışlı, daha hassas bir dünyanın mümkün olduğuna inanarak.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.