Ormanlar ve Su Alarm Veriyor: TÜRÇEP’ten Kritik Uyarı ve Acil Eylem Çağrısı

21 Mart Uluslararası Ormanlar Günü ve 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP), ormanların ve su kaynaklarının hızla tükenme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, Türkiye ve dünya için acil önlem çağrısında bulundu.

Ormanlar ve Su Alarm Veriyor: TÜRÇEP’ten Kritik Uyarı ve Acil Eylem Çağrısı
Yayınlama: 23.03.2026
30
A+
A-

21 Mart Uluslararası Ormanlar Günü ve 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP), ormanların ve su kaynaklarının hızla tükenme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, Türkiye ve dünya için acil önlem çağrısında bulundu.

Hasan Argunağa Türkiye Çevre Platformu Yürütme Kurulu Üyesi yaptığı açıklamasında, 2026 yılı teması “Ormanlar ve Ekonomi” çerçevesinde ormanların yalnızca doğal yaşam için değil; gıda güvenliği, insan sağlığı ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından da hayati önemde olduğu vurgulandı. Ormanların “doğanın akciğerleri” olmanın ötesinde, milyonlarca insanın geçim kaynağını oluşturduğu ve ekosistemlerin sürekliliğini sağladığı ifade edildi.

ORMANSIZLAŞMA VE İKLİM KRİZİ UYARISI

Platform, artan ormansızlaşma, arazi tahribatı ve iklim krizinin orman ekosistemlerini geri dönüşü zor bir noktaya sürüklediğine dikkat çekti. Türkiye özelinde ise orman yangınları, kontrolsüz odun üretimi ve orman alanlarının rant odaklı kullanıma açılmasının ciddi tehdit oluşturduğu belirtildi. Açıklamada, “Orman yangınlarının önlenmesi için etkin bir yangın yönetim sistemi kurulmalı, erken uyarı mekanizmaları güçlendirilmeli ve toplumsal farkındalık artırılmalıdır” denildi.

DÜNYA SU KRİZİ KAPIDA

TÜRÇEP, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında su krizine de dikkat çekerek çarpıcı veriler paylaştı. Dünya üzerindeki suyun %97,5’inin tuzlu olduğu, tatlı su oranının yalnızca %2,5 seviyesinde kaldığı ve bunun da sadece %0,4’ünün erişilebilir olduğu vurgulandı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 2 milyar insanın güvenli suya erişemediği belirtilirken, son 60 yılda dünya genelinde 2 milyar hektar sulak alanın yok olduğuna dikkat çekildi.

TÜRKİYE “SU STRESİ” ALTINDA

Açıklamada Türkiye’nin de ciddi risk altında olduğu ifade edilerek, kişi başına düşen yıllık 1.519 metreküp su miktarıyla ülkenin “su stresi” yaşayan ülkeler arasında yer aldığı belirtildi. Özellikle Konya Kapalı Havzası’nda su seviyelerinin hızla düştüğü, yağış miktarının Türkiye ortalamasının çok altında kaldığı ve bölgenin su bütçesinin yaklaşık %50 açık verdiği kaydedildi. Bu açığın ise yeraltı sularının aşırı kullanımıyla kapatılmaya çalışıldığına dikkat çekildi.

MADENCİLİK VE PLANSIZ KENTLEŞME TEHDİDİ

TÜRÇEP, madencilik faaliyetleri ve plansız kentleşmenin de su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına işaret etti. Denetimsiz yürütülen faaliyetlerin yeraltı ve yerüstü sularını kirlettiği, su havzalarının tahrip edildiği ve ekosistemlere geri dönüşü zor zararlar verdiği ifade edildi. Plansız yapılaşmanın ise su kalitesini düşürdüğü ve suya erişimi zorlaştırdığı belirtilerek, temiz suyun korunmasının doğrudan halk sağlığı meselesi olduğu vurgulandı.

“SU POLİTİKASI OLMAYAN ÜLKELER KRİZLE YÜZLEŞECEK”

Açıklamada, “Su politikası olmayan, suyu etkin yönetemeyen ülkeler gıda krizleri ve ekolojik yıkımlarla karşı karşıya kalacaktır” denilerek, dikkat çekici bir Afrika atasözüne de yer verildi:

TÜRÇEP’TEN 5 MADDELİK ACİL EYLEM ÇAĞRISI

Platform, yaşanan risklere karşı şu adımların atılması gerektiğini açıkladı:

Sürdürülebilir ve bütüncül bir Su Yasası çıkarılması

Madencilik ve kentsel gelişimin su havzalarını koruyacak şekilde yeniden planlanması

Endüstriyel tarım ve hayvancılık politikalarının gözden geçirilmesi

Ekosistem temelli üretim modellerine geçilmesi

Temiz suya ve sağlıklı gıdaya erişimin temel hak olarak güvence altına alınması

“BU BİR ÇEVRE MESELESİ DEĞİL, GELECEK MESELESİ”

TÜRÇEP, açıklamasının sonunda ormanların ve suyun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir mesele olduğunun altını çizerek şu ifadeleri kullandı: “Ormanlar ve su; yaşamın, ekonominin ve geleceğin temelidir. Bu değerleri korumak yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, toplumsal bir zorunluluktur.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.