Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Uzun bir aradan sonra yeniden bu köşede buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Bu hafta biraz sektörün içinden, biraz da günlük hayatımızın değişen alışkanlıklarından söz etmek istiyorum. Çünkü pazarlama dünyasının içerisinde olan herkesin çok net gördüğü bir gerçek var: Tüketici değişiyor.
Değişen yalnızca satın alma alışkanlıklarımız değil; bir markadan, bir mağazadan, hatta bir alışveriş merkezinden beklentimiz de değişiyor.
Bir zamanlar alışveriş merkezleri denildiğinde akla öncelikle mağazalar gelirdi. İnsanlar ihtiyaçlarını karşılamak, alışveriş yapmak ve ardından evlerine dönmek için AVM’leri tercih ederdi.
Bugün ise durum çok daha farklı.
İnsanlar artık AVM’lere yalnızca alışveriş yapmak için gitmiyor.
Bir arkadaşla kahve içmek, ailesiyle yemek yemek, çocuklarıyla vakit geçirmek, bir etkinliğe katılmak, yeni bir restoran keşfetmek, sinemaya gitmek ya da sadece günlük hayatın yoğunluğu içerisinde birkaç saat keyifli vakit geçirmek de AVM ziyaretinin önemli nedenleri arasında.
Aslında burada çok önemli bir değişim var:
Tüketici artık ürün değil, deneyim de satın alıyor.
Pazarlama açısından baktığımızda bu değişim, bizler için önemli bir sorumluluk ortaya çıkarıyor. Çünkü artık yalnızca “hangi markaları getiriyoruz?” sorusu yeterli değil.
“İnsanlara burada ne yaşatıyoruz?” sorusunu da sormamız gerekiyor.
Bir kampanya yalnızca indirimden ibaret olmamalı.
Bir etkinlik yalnızca kalabalık oluşturmamalı.
Bir reklam yalnızca görünür olmakla sınırlı kalmamalı.
Bütün bunların ziyaretçinin zihninde bir karşılığı, bir duygusu ve mümkünse güzel bir anısı olmalı.
Batman açısından baktığımda bu değişimin ayrıca önemli olduğunu düşünüyorum.
Şehrimiz büyüyor. Şehrin ihtiyaçları ve beklentileri de bununla birlikte değişiyor. İnsanlar artık yalnızca alışveriş yapabilecekleri değil, sosyalleşebilecekleri, eğlenebilecekleri ve aileleriyle kaliteli zaman geçirebilecekleri alanlar arıyor.
Bu noktada AVM’lerin şehir hayatındaki rolü de yeniden şekilleniyor.
Benim pazarlama ve reklam alanında çalışırken en fazla önem verdiğim konulardan biri de tam olarak bu: Ziyaretçiye yalnızca bir alışveriş fırsatı değil, hatırlayacağı bir deneyim sunabilmek.
Çünkü bir insanın bir mekâna tekrar gelmesini sağlayan şey her zaman yaptığı alışveriş değildir.
Bazen çocuğunun bir etkinlikte yaşadığı mutluluktur.
Bazen arkadaşlarıyla içtiği bir kahvenin sohbetidir.
Bazen bir konserde söylediği şarkıdır.
Bazen de hiç planlamadığı halde karşısına çıkan güzel bir sürprizdir.
İşte pazarlamanın gücü de burada ortaya çıkıyor.
İnsanların hayatına dokunabilmek…
Onlara yalnızca bir ürün ya da hizmet sunmak değil, güzel bir anının parçası olabilmek.
PetrolCity AVM’de yürüttüğümüz çalışmalarda da bu anlayışı merkeze almaya gayret ediyoruz. Farklı kampanyalar, etkinlikler, marka buluşmaları ve ziyaretçiye dokunan projelerle alışveriş merkezini yalnızca alışveriş yapılan bir alan olmaktan çıkarıp sosyal yaşamın da bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.
Çünkü inanıyorum ki geleceğin alışveriş merkezleri yalnızca mağaza sayılarıyla değil, insanlarda bıraktıkları izlerle konuşulacak.
Belki birkaç yıl sonra insanlar “AVM’ye alışveriş yapmaya gidiyorum” demek yerine,
“AVM’ye gidiyorum, bakalım bugün nasıl bir deneyim yaşayacağım?”
diyecek.
Ve bana göre sektörün geleceğini şekillendirecek en önemli soru da tam olarak bu olacak:
İnsanlar neden bizi tercih etsin ve buradan nasıl bir duygu ile ayrılsın?
Çünkü alışveriş değişiyor.
Tüketici değişiyor.
Pazarlama değişiyor.
Ve artık mesele yalnızca satmak değil; hatırlanmak.
