Protokol Adabı ve Karşılama Programları

Yayınlama: 12.11.2025
18
A+
A-

Protokol, sadece karşılama ve fotoğraf karesinden ibaret bir seremoni değildir.

Aynı zamanda devletin imkânlarını halk lehine değerlendirme ve vatandaşın acil taleplerini iletme sanatıdır.

 

Ne yazık ki ülkemizde üst düzey ziyaretlerde bu sanat çoğu zaman şekil ve gösteri telaşına feda edilmektedir.

 

Sayın bakanlarımız açılışlar veya güvenlik toplantıları için ilimize teşrif edeceğinden uçağın piste inmesi beklenir; bu sırada VIP salonu girişinde isim listesi kontrol edilir ve kısa süre içinde salon içi yer kapma yarışına dönüşür.

 

İl protokolüne yakın olmak için kimi zaman sehpa üzerinde oturanlar bile görülür.

Konuk bakan şehir merkezine ulaşırken, konferans salonundaki ön sıralar çoktan partililer tarafından doldurulmuştur.

Konuşmalar sona erdiğinde asıl sahne başlar; sosyal medyada paylaşılacak kareyi yakalama telaşı başlar.

Bu davranış zinciri, protokol kurallarına dikkat etmeyen ve bireysel öncelikleri olan bir zihniyeti gözler önüne serer.

Örneğin, Tarım ve Köy İşleri Bakanı ilimizi ziyaret etse bile, çiftçilerin sorunlarını dile getirecek sesler çoğunlukla duyulamaz.

Fotoğraf çekimi tamamlandıktan sonra katılımcılar yemek salonuna yönelir, masada en ön sırayı kapma telaşı başlar; o gün menüde tırşık varsa keyifler artar.

Böylece asıl öncelik artık devletin veya halkın değil, bireysel öncelikler göstergesi hâline gelir.

Bu kargaşanın temelinde yatan en büyük sorun halk arasındaki algıdır.

Bakanlar bir siyasi partinin temsilcisi gibi algılanmaktadır.

Diğer siyasi partilere mensup veya tarafsız, kent sorunlarına hâkim kişiler bu ziyaretleri yalnızca iktidar partisinin programı olarak görmekte ve bu durum ziyaretlerin kapsayıcılığını azaltmakta ve önerilerin dar bir çevreyle sınırlı kalmasına yol açmaktadır.

 

Oysa devletin sayın bakanlarının ilimize teşrifleri, heba edilemeyecek kadar değerli ve önemli fırsatlardır.

Sağlık Bakanı gelmişse sağlık talepleri, Tarım Bakanı gelmişse çiftçi sorunları gündeme gelmelidir.

Bu ziyaretler, sivil toplumun, kanaat önderlerinin ve yerel basının sorunlarını doğrudan iletebileceği demokratik zeminlerdir.

 

Nitekim bir dönem, Millî Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk ilimizi ziyaret etmişti.

Ben de kısa bir vakti değerlendirip, Mustafa Kemal Atatürk’ün Köylü milletin efendisidir sözüne atıfta bulunarak, kendimi tanıttım.

Asmadere İlköğretim Okulunun kalorifer sistemine geçirilmesi, köylerde öğrenci azlığı nedeniyle açılamayan sınıflarının yeniden faaliyete geçirilmesi gibi önerilerimiz Sayın Bakan tarafından olumlu karşılanmıştı.

 

Üçüncü talebimiz ise Beşiri ilçemizdeki atıl durumda bulunan YİBO binasının Veteriner Fakültesine dönüştürülmesiydi; bu, kente eğitim ve ekonomik açıdan büyük bir katkı sağlayacak önemli bir öneriydi.

 

Ancak kamuoyuna yansıyan bilgiye göre, aynı günün akşamı Kristal Park’taki yemekte durum tam tersiydi.

Daha önce yıkılan ve yıllarca eğitim veren tarihî Batman Lisesi binasının yerine yeni bir lise yapılmıştı.

O dönemde kimse bu tarihi yapıyı koruyalım dememiş, yıkımdan sonra da kente daha büyük bir katkı sunacak vizyoner bir öneri getirilmemişti.

O geceki yemek programına katılanların ortak talebi ise sadece yeni liseye verilen ismin değiştirilip, eski ismin geri verilmesi olmuştu.

Tarihi bina gitmiş, tabelası değişmiş; koca bir kentin tek talebi yüzeysel bir isim değişikliğiyle sınırlı kalmıştı.

 

Protokolün sadece şekilcilik değil, bir sorumluluk ve ciddiyet meselesi olduğunu Atatürk’ün şu sözü özetler:

Bir gün Mecliste milletvekilerine hitabında asri olmaktan bahseder; bir mebus Paşam, asri olmak ne demektir diye sormuştur.

Atatürk’ün cevabı kesindir:

Asri olmak, olgun ve erdemli olmak demektir.

Atatürk’ün veciz sözü, protokolün özünü açıklar: makama ve halka hizmet etmek, olgunluk, ciddiyet ve vizyon gerektirir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.