Bir Parka Verilen İsim Ne Anlatır?

Yayınlama: 30.01.2026
5
A+
A-

Kent sokaklarında yürürken hemen hepimizin karşılaştığı insanlar vardır.
Bir çayhanede, bir esnaf dükkânında ya da herhangi bir mekânda karşımıza çıkarlar. Kimisi fiziksel bazı engellere sahiptir, kimisi zihinsel; halk arasında kimi “veli”, kimi “fahri” diye anılır. Sevilirler, dışlanmazlar. Çat kapı masanıza oturabilir, çay ikram edebilir, yemek paylaşabilir ya da sadaka niyetine bir miktar para verebilirsiniz. Bu insanlar, şehrin vicdanla temas eden yüzünü temsil eder. Elbette onları seveceğiz; varlıkları, hayatımıza yumuşak bir dokunuş ve insanlığı hatırlatan bir durak olur.

Ne var ki kimileri genç yaşta aramızdan ayrılır. Ardından şehir, kendince bir vefa gösterir: isimleri bir parka ya da bir sokağa verilir. Bu jest anlamlıdır ve toplumun hafızasında bir iz bırakır. Ancak burada soru kendiliğinden doğar: Hatırlamak, yalnızca isimleri taşlara ve tabelalara yazmakla mı sınırlı kalmalı; yoksa geride kalanların yaşam koşullarına dokunmakla mı tamamlanmalıdır?

Son günlerde sosyal medyada paylaşılan bazı görüntüler insanı durup düşündürüyor. Paylaşılanlar doğruysa, parka ismi verilen bir kişinin ailesi yoksulluk içinde yaşamını sürdürmekte; evlerinin tavanı dökülmüş, temel ihtiyaçları eksik. Tam da bu noktada insan durup düşünmeden edemiyor: Olması gereken, yalnızca anmak değil; hatırladığımız kişilerin geride bıraktıklarıyla ilgilenmek, yaşamlarını biraz olsun iyileştirmektir. Parklar ve tabelalar bu boşluğu dolduramaz; yalnızca bir başlangıç olabilir.

Elbette onları seveceğiz, hatırlayacağız ve adlarını yaşatacağız. Ancak kendimize sormamız gereken soru açıktır: Geride kalanların yaşam koşullarını iyileştirmek için üzerimize düşeni yapıyor muyuz? Şehrin vicdanı, yalnızca sembolik jestlerde değil; yaşayanların hayatına dokunabildiğimiz ölçüde yeşerir. Belki de en gerçek vefa, isimleri taşta tutmaktan öte, hayatı biraz daha yaşanır kılma çabasında saklıdır.

Parklar, şehirlerin soluklanma alanlarıdır. İnsanlar orada oturur, dinlenir, çocuklarını izler; yaşlılar bir banka yaslanıp geçmişi düşünür. Kimi zaman bankların arasında bir isimle karşılaşırız: bir tabela, bir levha, bir hatıra… O isimle birlikte bir hikâye de oturur yanımıza.
Ama parklar yalnızca hatırlamak için değil, yüzleşmek için de vardır. Eğer o ismin ardında kalan hayatlar hâlâ yoksulluğun, ihmalin ve sessizliğin içindeyse; o park, yalnızca bir dinlenme alanı değil, vicdanımıza sessizce tutulan bir aynaya dönüşür.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.