Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Batman’daki cezaevi kampüsünde Mehmet Çeviren’in ardından Dılbaz Abi’nin de hayatını kaybetmesi üzerine, olayların aydınlatılması için Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na (İHİK) başvuru yapıldı.

Batman Beşiri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 13 Nisan 2026’da yaşamını yitiren Mehmet Çeviren’in ardından DEM Parti, TUHAD-FED ve ÖHD’den oluşan bir heyet cezaevinde inceleme yaptı. Hazırlanan raporda, ölümün yalnızca olay anıyla sınırlı olmadığı, uzun süreli tecrit, sosyal hakların kısıtlanması ve yetersiz psikososyal destekle bağlantılı olabileceği belirtildi. Raporda ayrıca Çeviren’in yaklaşık 2,5 yıl tek kişilik odada tutulduğu, sosyal faaliyetlerinin ciddi şekilde sınırlandığı ve ortak yaşam alanlarına geçiş taleplerinin karşılanmadığı ifade edildi. Ortak raporun kamuoyuna yansımasının ardından bu kez Batman Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan Dılbaz Abi’nin “pencereden düşme” iddiasıyla ağır yaralandığı, kaldırıldığı hastanede 23 Nisan’da hayatını kaybettiği bildirildi. Bu ikinci ölüm, cezaevi kampüsünde yaşanan sorunların münferit değil, süreklilik gösteren bir risk olabileceği yönündeki kaygıları artırdı.
“YAPISAL KRİZ” UYARISI
Başvuruda, son bir yıl içinde intihar ve intihar girişimi vakalarının da yaşandığına dikkat çekilerek durumun “yapısal bir kriz” haline geldiği vurgulandı. Devletin gözetimi altındaki kişilerin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünün yeterince yerine getirilmediği yönünde ciddi şüpheler olduğu ifade edildi.
VEKİLLERDEN MECLİS’E YERİNDE İNCELEME ÇAĞRISI
DEM Parti milletvekilleri Nevruz Uysal Aslan, Zeynep Oduncu, Beritan Güneş Altın, Serhat Eren, Onur Düşünmez ve M. Rüştü Tiryaki tarafından yapılan başvuruda Cezaevi kampüsünde acil yerinde inceleme yapılması, Delillerin korunması ve sürecin şeffaf yürütülmesi, Sorumluların tespit edilmesi, Etkili denetim mekanizmalarının işletilmesi çağrısında bulunuldu.
“TECRİT YAŞAM HAKKINI TEHDİT EDİYOR”
Başvuruda ayrıca ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimi kapsamında uygulanan tecrit ve izolasyonun, mahpusların ruhsal ve fiziksel sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğu vurgulandı. Bu uygulamaların insan hakları standartları çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.