Sel felaketleri ve şehirlerin altyapı gerçeği

Yayınlama: 26.04.2026
12
A+
A-

Son dönemde yaşanan yoğun yağışların ardından birçok şehirde meydana gelen sel felaketleri, planlama eksikliklerini bir kez daha açık biçimde ortaya koymuştur.

Ortaya çıkan maddi zararlar, belediyelerin altyapı ve üstyapı sorumlulukları çerçevesinde mevcut yönetim anlayışının yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Belediyecilik pratiğinde çoğu zaman görünürlüğü yüksek olan park, meydan düzenlemeleri ve parke taşı  gibi üstyapı çalışmalarına öncelik verilmektedir.

Seçmen nezdinde hızlı karşılık bulan bu yatırımlar, yer altında kalan ancak hayati öneme sahip altyapı projelerinin geri planda kalmasına neden olmaktadır.

Oysa yağmur sularının oluşturabileceği sel riski, şehirlerde büyük tahribatlara yol açabilecek kadar ciddi bir sorundur.

Bu risklerin bilimsel yöntemlerle önceden hesaplanması ve gerekli önlemlerin alınması zorunludur.

Bu noktada belediyelerin Çevre Şehircilik ve ilkim bakanlığı PlanlamaGenel Müdürlüğü şehir planlamacıları ve Devlet Su İşleri (DSİ) ile koordineli bir şekilde çalışarak, bilimsel veriler ışığında uzun vadeli altyapı planlamaları yapması büyük önem taşımaktadır.

Kurumlar arası iş birliği olmadan kalıcı ve etkili çözümler üretmek mümkün değildir.

Şehirleşme sürecinde yapılan en kritik hatalardan biri doğanın işleyişinin göz ardı edilmesidir. Dere yataklarının daraltılması, doğal su yollarının yapılaşmaya açılması ve yeşil alanların betonlaşmaya kurban edilmesi sel riskini artırmaktadır.

Bu nedenle mesele yalnızca mevcut altyapının iyileştirilmesi değildir; şehirlerin doğayla uyumlu bir planlama anlayışıyla yeniden ele alınması gerekmektedir.

İklim değişikliğinin etkisiyle ani ve yoğun yağışların daha sık yaşanması, mevcut sistemleri yetersiz bırakmaktadır.

Bu durum, kısa vadeli ve görünür yatırımlar yerine sürdürülebilir ve dirençli şehirler inşa etmeyi zorunlu kılmaktadır.

Merkezi yönetimin de belediye bütçelerini bu doğrultuda yönlendirmesi ve altyapı yatırımlarını teşvik edecek teknik kriterler belirlemesi önem taşımaktadır.

Sonuç olarak sel felaketleri kader değildir. Doğru planlama, güçlü altyapı ve etkin kurumlar arası koordinasyon ile büyük ölçüde önlenebilir afetlerdir. Esas olan, kriz anlarında müdahale etmek değil, riskleri önceden öngörerek gerekli adımları zamanında atmaktır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.