Barışın Kıymeti ve Sorumluluklarımız

Yayınlama: 21.01.2026
3
A+
A-

Ülkemizin yanı başındaki Suriye’de, özellikle Halep’in Maksudiye ve Şêx Meqsûd mahallelerinde başlayan ve kısa sürede çevre bölgelere yayılan gelişmeler, hem bölge halkında hem de kamuoyunda ciddi bir tedirginlik yarattı. Geçmişte yaşanan acı tecrübeler, olayların kontrolsüz biçimde büyüyerek yeni çatışmalara dönüşebileceği endişesini beraberinde getirdi.

Tüm bu kaygılara rağmen, en kötü senaryonun yaşanmamış olması önemli bir kazanımdır. Araplar ile Kürtler arasında geniş çaplı bir çatışma yaşanmadan, iddialara göre 14 maddeden oluşan yazılı bir anlaşmaya varılması, bölgede daha fazla kanın akmasını önleyen kritik bir eşik olmuştur.

Elbette bu anlaşmanın içeriği, uygulanabilirliği ve niyetler hâlâ tartışma konusudur. Ancak her şeye rağmen, silahların susması ve diyalog yolunun tercih edilmesi küçümsenecek bir gelişme değildir. Çünkü en kötü barış bile, yeni acıların ve kayıpların yaşanmasından çok daha değerlidir.

Anlaşmanın ardından yapılan açıklamalar ve yükselen eleştiriler, sürecin ne denli kırılgan olduğunu da açıkça göstermektedir. Tam da bu noktada, sürecin tüm aktörlerine büyük sorumluluk düşmektedir. Kullanılacak dil, atılacak her adım ve yapılacak her açıklama; ya barışı güçlendirecek ya da süreci zayıflatacaktır.

En büyük temenni, yaşananların bir Kürt-Arap çatışmasına dönüşmemesidir. Provokasyonlara kapı aralanmaması ve süreci sabote etmek isteyen çevrelere fırsat verilmemesi hayati önem taşımaktadır. Sağduyu, sabır ve itidal; bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz ortak değerlerdir.

Uluslararası aktörlerin bölgeye yönelik ilgisi ve müdahaleleri de sürecin seyrini doğrudan etkilemektedir. Yerel iradelerin korunması, halkların güvenliği ve barışın kalıcılığı açısından sürecin her aşamasının dikkatle ve şeffaf biçimde izlenmesi gerekmektedir. Aynı şekilde medya ve sosyal iletişim kanallarının sorumlu yayıncılık anlayışı, toplumsal barışın korunmasında belirleyici bir rol oynamaktadır. Yanlış bilgi ve spekülasyonlar, en küçük bir gerginliği bile büyük bir krize dönüştürebilir.

Yaşananlar bize bir kez daha göstermiştir ki barış, her koşulda korunması gereken en değerli hazinedir. Diplomasi ve uzlaşının temel amacı, insan hayatını korumak ve toplumsal istikrarı sağlamaktır.

Bugün gösterilecek sorumluluk ve sağduyu, yarınların aydınlık olmasına doğrudan katkı sunacaktır. Zor zamanları aşmak ve geleceğe güvenle yürümek, ancak bu bilinçle mümkündür.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.