ÇOCUK EMEĞİ DEĞİL, ÇOCUĞUN GELECEĞİ

Yayınlama: 19.01.2026
7
A+
A-

Bazı manzaralara alıştık;
alışmaması gereken bir toplum olduğumuz hâlde…

Sanayide çırak diye çalışan çocuklara,
tarlada yaşıtları okuldayken ter döken küçük ellere,
akşam geç saatlerde bir dükkânın kepengini kapatan çocuklara…

Alıştık ama doğru değil.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası bu konuda son derece açık ve nettir.
Anayasanın
50.maddesi, kimsenin yaşına ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamayacağını söyler ve çocukların özel olarak korunmasını emreder.
41.madde ise devlete, çocukları her türlü istismar ve ihmale karşı koruma sorumluluğu yükler.

Yani mesele sadece bir aile tercihi değildir.
Bu, devletin, toplumun ve hepimizin ortak sorumluluğudur.

Çocuk işçiliğinin önlenmesi, başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumların sorumluluğundadır.
Sahadaki denetimlerin sıklaştırılması, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve çocuk çalıştıran işyerlerine karşı idari ve cezai müeyyidelerin kararlılıkla uygulanması zorunludur.

Ancak bu şekilde çocukların eğitim ve gelecek hakları korunabilir.

15 yaşından küçük çocuklar kural olarak çalıştırılamaz.
Eğitimine engel olmayan, bedensel ve ruhsal gelişimini bozmayacak hafif işler bunun dışındadır.
15–18 yaş arası çocuklar ise bazı işlerde çalışabilir; ancak madenlerde, inşaatlarda, ağır sanayide, gece vardiyalarında ve sağlığa zararlı ortamlarda kesinlikle çalıştırılamaz.

Hukukun çizdiği bu sınırlar sadece birer kural değil, çocuğun çocukluğunu yaşama hakkının teminatıdır.

Çünkü çocuk, ağır yük taşıyacak bir beden değildir.
Tehlikeyi göğüsleyecek bir güç değildir.
Gece uykusundan vazgeçecek bir işçi hiç değildir.

Burada durup kendimize sormamız gerekiyor.
Bir çocuğun okula gitmesi gerekirken işe gitmesi normal midir?
Bir çocuğun hayali oyuncak değil de günlük yevmiye olmuşsa, orada bir sorun yok mudur?

Yoksulluk, çocuk emeği için en çok öne sürülen gerekçedir.
Ama yoksulluğun bedelini çocuklara ödetmek sorunu çözmez, derinleştirir.
Bugünü kurtarır gibi görünür, yarını ise kaybettirir.

Bugün çalıştırılan her çocuk;
yarın eksik eğitim,
yarın düşük gelir,
yarın yeni bir yoksulluk döngüsü demektir.

Bu yüzden çocuk emeği yalnızca hukuki bir ihlal değil,
aynı zamanda toplumsal bir vicdan yarasıdır.

Esnafımızın, çiftçimizin, sanayicimizin niyeti kötü olmayabilir.
Ancak iyi niyet, yanlışın üzerini örtmez.

Çocuk işçi değil, öğrencidir.
Çocuk emeğiyle ayakta duran bir toplum güçlü görünse bile kırılgandır.
Çocukların hayalleriyle büyüyen bir toplum ise geleceğe güvenle yürür.

Çocuklarımızı çalıştırarak değil,
okutarak, koruyarak ve destekleyerek büyütelim.

Çünkü çocuk, bugünün ucuz iş gücü değil,

yarının umududur.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.