Kırsalda tarım yapmak artık yalnızca emek meselesi değil; bilgiye, doğru yönlendirmeye ve sürdürülebilir planlamaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bir alan hâline gelmiş durumda. Artan girdi maliyetleri, suya erişim sorunları, iklim değişikliğinin yol açtığı belirsizlikler ve pazarlama sıkıntıları, üreticinin omzundaki yükü her geçen gün ağırlaştırıyor. Mazot, gübre ve yem fiyatlarının sürekli artması karşısında üretici çoğu zaman ne ekeceğine değil, nasıl ayakta kalacağına karar vermeye çalışıyor. İşte tam da bu noktada ziraat mühendislerinin rolü belirleyici hâle geliyor.
Ziraat mühendisliği; bitkisel üretimden hayvancılığa, toprak ve su yönetiminden tarım ekonomisine kadar uzanan geniş bir uzmanlık alanını kapsayan, doğrudan sahaya dokunan bir meslek disiplinidir. Yerel koşulları bilen, toprağın yapısını, suyun kıymetini ve üreticinin imkânlarını gözeten bir yaklaşım olmadan tarımda kalıcı başarı sağlamak mümkün değildir. Her bölgenin iklimi, toprağı ve üretim alışkanlığı farklıdır; tek tip tarım politikaları bu çeşitliliği görmezden geldiğinde sorunlar kaçınılmaz hâle gelir. Bu nedenle ziraat mühendisleri, yalnızca teknik danışman değil; aynı zamanda çiftçinin gerçek yol arkadaşıdır.
Bugün birçok bölgede yanlış gübreleme, bilinçsiz ilaçlama ve plansız ekim, hem verim kaybına hem de üreticinin zarar etmesine yol açmaktadır. Çoğu zaman üretici, deneme-yanılma yoluyla üretim yapmaya zorlanmakta; bu da maliyetleri artırırken toprağın ve suyun hızla tükenmesine neden olmaktadır. Oysa doğru bilgiyle yapılan üretim, hem verimi artırır hem de uzun vadede maliyetleri düşürür. Toprağın ihtiyacına göre gübreleme, suyu merkeze alan sulama planları ve iklime uygun ürün desenleri, sürdürülebilir tarımın temelini oluşturur.
Bugün tarımda yapılan hataların bedeli yalnızca verim kaybı ya da çiftçinin zararıyla sınırlı kalmamaktadır. Yanlış hasat, hatalı depolama ve bilinçsiz ilaç kullanımı; özellikle aflatoksin ve pestisit kalıntısı sorunlarını beraberinde getirmekte, bu durum Türkiye’nin tarımsal ihracatında ciddi kayıplara yol açmaktadır. Uluslararası pazarlardan geri dönen ürünler, yalnızca ekonomik zarar değil; aynı zamanda ülke tarımının güvenilirliğine ilişkin önemli bir itibar kaybı anlamına gelmektedir. Bu tablo, üretimin her aşamasında bilimsel rehberliğin ne denli hayati olduğunu açık biçimde göstermektedir.
Sorun yalnızca ihracatla da sınırlı değildir. İç piyasada manavlarda, semt pazarlarında ve sebze-meyve toptancı hallerinde denetimsiz ya da yetersiz denetime tabi tutulan ürünler, insan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Özellikle çocuklar üzerinde uzun vadede geri dönüşü zor sağlık etkilerine yol açabilecek kalıntılar, tarımın aynı zamanda bir halk sağlığı meselesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu risklerin azaltılması, denetimden önce üretimin en başında doğru bilgiyle yönlendirme yapılmasını; yani ziraat mühendislerinin sahadaki rolünün güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Tarımsal verimliliğin artırılması, gıda güvenliğinin sağlanması ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi, yerel tarımın bilimle desteklenmesine bağlıdır. Bugün kentlerde gıda fiyatları tartışılırken, kırsalda üretimin hangi şartlarda yapıldığı çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Oysa üretimde yaşanan her aksaklık, sofraya daha pahalı ve daha güvensiz gıda olarak yansımaktadır. Bu zincirin en kritik halkalarından biri de sahada görev yapan ziraat mühendisleridir.
Tarlada, ahırda, köy kahvesinde ya da masa başında; üretimin her aşamasında sorumluluk alan ziraat mühendisleri, çoğu zaman görünmeyen ama vazgeçilmez bir görevi yerine getirir. Çiftçinin doğru zamanda doğru kararı almasına katkı sunar, riskleri azaltır ve üretimin devamlılığını sağlarlar. Ancak bu emeğin sürdürülebilir olması, yalnızca bireysel fedakârlıklarla değil; kamusal desteklerin güçlendirilmesi, mesleki yetkilerin korunması ve ziraat mühendislerinin karar süreçlerine daha etkin biçimde dâhil edilmesiyle mümkündür.
Kırsalda tarımı ayakta tutmak, yalnızca çiftçinin değil; toprağa, suya ve gıdaya dair sorumluluk taşıyan herkesin ortak görevidir. Bilgiyi sahaya indiren, bilimi üretimin parçası hâline getiren ziraat mühendisleri bu sürecin kilit aktörleridir.
Bu bilinçle, ülkemiz tarımına yerelden katkı sunan, çiftçinin yanında durarak bilgiyle emeği buluşturan tüm ziraat mühendislerinin ve bu zorlu sürecin yükünü paylaşan ailelerinin 10 Ocak Ziraat Mühendisleri Günü’nü kutluyorum.