88 STK’dan Ortak Uyarı: “İliç Bir Kaza Değil, Ekolojik Yıkımın Sembolüdür”

Doğaya Güç Kat Ağı: “Yeni İliçler Yaşanmaması İçin Mücadeleyi Büyütüyoruz”

88 STK’dan Ortak Uyarı: “İliç Bir Kaza Değil, Ekolojik Yıkımın Sembolüdür”
Yayınlama: 13.02.2026
24
A+
A-

Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan ve milyonlarca ton siyanürlü maden atığının doğaya karışmasına yol açan facianın üzerinden iki yıl geçerken, Türkiye genelinde 88 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Doğaya Güç Kat Ağı (DGK) çarpıcı bir açıklama yaptı. Ağ, İliç’in yalnızca bir iş kazası değil, “Türkiye’deki madencilik politikalarının yarattığı çok boyutlu bir ekolojik yıkımın simgesi” olduğunu vurguladı.
Aralarında Batman Çevre Gönüllüleri Derneğinin de bulunduğu geniş bileşenli çevre platformu, yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, felaketin etkilerinin hâlâ sürdüğüne dikkat çekerek, kamu otoritelerine sert uyarılarda bulundu.

“SADECE TOPRAK KAYMASI DEĞİL, ZEHİRLİ BİR EKOLOJİK RİSK”

DGK açıklamasında, İliç’teki liç yığını çökmesinin basit bir toprak kayması olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi. Siyanür ve ağır metal içeren milyonlarca ton atığın çevreye yayıldığı hatırlatılarak şu uyarı yapıldı:
Fırat Havzası başta olmak üzere geniş bir ekosistem için kalıcı kirlenme riski oluştu
Yeraltı ve yüzey sularında uzun vadeli zehirlenme tehlikesi ortaya çıktı
Tarım alanları ve biyolojik çeşitlilik üzerinde telafisi güç zararlar oluştu
Ağ, Fırat Nehri’nin sınır aşan niteliğine de dikkat çekerek, İliç’teki riskin yalnızca yerel değil, bölgesel ve uluslararası bir çevre sorunu haline geldiğini vurguladı.

“SESSİZ ZEHİRLENME SÜRECİ BAŞLADI”

Doğaya Güç Kat Ağı, siyanür, arsenik ve ağır metallerin doğaya karışmasının uzun vadeli sağlık etkilerine işaret ederek, bölgede yaşayanların sağlık güvenliğinin hâlâ belirsiz olduğunu belirtti.
Uzmanların değerlendirmelerine yer verilen açıklamada, bu tür maden felaketlerinin etkilerinin yıllarca sürebilen “sessiz zehirlenme süreçleri” yarattığına dikkat çekildi. Bu süreçlerin kanser vakalarından sinir sistemi hastalıklarına kadar ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.

“İLİÇ BİR KADER DEĞİL, POLİTİK TERCİHLERİN SONUCU”

Açıklamada en sert vurgu, madencilik politikalarına yönelik oldu. DGK, İliç’te yaşananların teknik bir hata ya da doğal bir felaket olmadığını, doğayı ve insan sağlığını ikinci plana atan kalkınma modelinin sonucu olduğunu belirtti.
Ağ, mevcut yaklaşımı şu sözlerle eleştirdi: “Doğayı yalnızca bir hammadde deposu, yaşam alanlarını ise feda edilebilir bölgeler olarak gören anlayış sürdükçe yeni İliçler kaçınılmazdır.”

DOĞAYA GÜÇ KAT AĞI’NDAN 5 KRİTİK TALEP
Türkiye’nin dört bir yanından çevre örgütlerini bir araya getiren DGK, kamuoyuna ve yetkililere şu çağrıları yaptı:
İliç’teki ekolojik ve sağlık riskleri bağımsız bilim insanlarının katılımıyla şeffaf biçimde açıklansın.
Siyanürlü altın madenciliği faaliyetleri durdurulsun.
Bölge halkı için düzenli ve ücretsiz sağlık taramaları yapılsın.
Sorumlular hakkında caydırıcı yaptırımlar uygulansın.
Doğa ve toplum yararını esas alan yeni bir çevre politikası oluşturulsun.

“İLİÇ’İ UNUTMAYACAĞIZ”

Doğaya Güç Kat Ağı, açıklamasını güçlü bir mesajla tamamladı:
“Doğa yoksa yaşam yoktur. İliç’i unutmayacağız, unutturmayacağız.”
Çevre örgütleri, İliç’in Türkiye’de ekolojik adalet mücadelesinin sembolü haline geldiğini vurgularken, önümüzdeki süreçte benzer risklere karşı ülke çapında ortak mücadeleyi büyütme kararlılığını yineledi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.